Kuran'da Sevgi

İLÂHÎ KİTAPLAR

Kitap, " Allah'ın sözleri " manasına gelen özel bir anlamda kullanılmıştır. Cenâbı Allah, meleği Cebrâil Aleyhisselam aracılığı ile peygamberlerine vahiy (ilâhî bildirme) ile yasalarını göndermiş ve bunların kaydedilmesiyle oluşan belgeler de kitap haline getirilmiştir. İlâhî Kitaplar dörttür. Tevrat Hz. Mûsa'ya, Zebûr Hz. Davud'a, İncil Hz. Îsâ'ya ve Kur'ânı Kerîm de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e indirilmiştir. Ayrıca bazı peygamberlere de sayfa oluşturan küçük ilâhî belgelerin de gönderilmiş olduğunu Kur'ân açıklamaktadır.

Tevrat, Hz. Musa hayatta iken indirilmiş, fakat Babil İmparatorluğu istilasında, Antlaşma sandığı ile birlikte yok edilmişti. Sonradan sözlü ve yazılı aktarım ile yeniden yazıldığından orjinalliği kaybolmuştu.
Zebur'u yazma lütfu, Tevrat'tan sonra Yahudilerin kralı Hz.Davud'a verilmişti. Yüce Yaratıcı'ya şükür, yalvarış ve yakarışlarla İlahi Aşk'ı anlatıyordu.
İncil ise, Hz. İsa'ya indirilmiş, fakat onun zamanında kaleme alınmamıştı. 25-30 yıllık sözlü bir aktarımdan sonra İncil'in yazımına başlanmış ve 40 yıl devam etmişti. Araştırmacılar, Q incili olarak bilinen ve sonradan yok edilmiş olan gerçek İncil'in, Hzİsa'nın varisleri "Havariler" tarafından kaleme alındığını kabul ederler. Kilise teşkilatı; yazılmış birçok İncil arasından kendi aralarında da çelişki bulunan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'yı esas İncil olarak kabul ederek resmileştirmişti. İncil Hz.İsa zamanında Kur'an ile paralellik göstermekle beraber, sonradan Kilise teşkilatı tarafından değiştirilerek ayrı bir din haline getirilmiştir.

Son Resul Hz. Muhammed'in peygamberliği müddetince 23 yılda indirilen Kur'ânı Kerîm, Peygamber Efendimiz görevde iken yazıldığı ve ezberlenildiği için tek bir harfi bile değişmemiştir. Kur'ân; Genel Vahiy Kitabını tasdik ederek özetlemiş, insanlığın olgunlaşması için birçok yeni hükümlerin ilâvesi ile de son şeklini almıştır. Hicr suresi ayet 15/9: " Kur'ânı elbette Biz indirdik, kesinlikle onu Biz koruyacağız. " diye buyrulmakla Kur'ân'ın Kıyamete kadar aslının korunarak insanlara kılavuzluk edeceği açıklanmıştır.

TEVRAT, ZEBÛR VE İNCİL

5/44: Gerçekten Tevrat'ı Biz indirdik. Onda bir hidayet ve bir ışık vardı...
21/105: Andolsun Tevrat'tan sonra Davûd'a verilen Zebûr'da " Cennete salih kullarım varis olacaktır " diye yazmıştık.
5/46: Ardından O peygamberin izleri üzerine Meryem oğlu İsâ'yı gönderdik. Tevrat'ı tasdikliyordu. Ona İncil'i verdik. Onun içindeki Tevrat'ın tasdikleyicisi ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.


Cenâbı Hakk'tan bir hidayet ve ışık olarak gelen Tevrat, Zebûr ve İncil; zamanın insanlarına kurtuluş müjdecisi olarak verilmiştir. Kendinden öncekini tasdik eden bu Îlâhî Kitaplar, Allah'ın yasalarına sımsıkı sarılanlar için öğüt ve mutluluk kaynağı olmuştur.

KUR'ÂNI KERÎM

2/97: ... (Resulüm) Kur'ânı senin kalbine; bir yol gösterici ve müjdeleyici, önce gelen kitapları da doğrulayıcı olarak O indirmiştir.
10/57: Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, mü'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
2/2 : Kur'ân, takva sahibi için hidâyet kaynağıdır.
7/3: Rabbinizden size indirilene uyun. Kur'ânı bırakıpta başka dostların peşinden gitmeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz!


Kur'ân; toplamak, biraraya getirmek demektir. Diğer bir manası da okumak anlamına gelir. Mucizevî bir şekilde dini esasları, yasaları, öğütleri ve birçok gerçekleri toplayıp birleştirmiştir. İnsanların doğru yolu bulabilmeleri için, her zaman okunması gerekeceğinden, Cenâbı Allah özel olarak " Kur'ân " ismini vermiştir.

Kur'ân vahiy ile indirilmiştir. Vahiy, Cenâbı Allah'ın sözleridir. Şuara 26/192-194'de şöyle buyrulmuştur : " Kur'ân muhakkak ki, bütün alemleri var eden Allah'ın vahyidir. (Resulüm) Onu Cebrâil, uyarıcılardan olasın diye senin gönlüne indirdi. " Kur'ân'ın büyük bölümü, elçi melek Hz. Cebrâil aracılığı ile Peygamber Efendimizin gönlüne inmiştir. Şûra 42/51: " Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder... " İnsanlar, yaratılışları icabı dayanamadıklarından Allahü Teâlâ onlarla yüzyüze konuşmaz. Sözlerini, ya doğrudan doğruya peygamberlerin gönüllerine vahyeder ki, onlar uyanık ve uyku hallerinde iken de olabilir. Yahut da Hz. Mûsa'ya olduğu gibi, sözlerini, ağaç gibi bir cisimden, (perdeden) işittirir, ancak konuşan görülmez. Veya bir elçi melek (Hz. Cebrâil) göndererek Yasa'larını vahyeder. Genel olarak resullere bu şekilde vahy gelmiş ve hafızalarına bir daha unutamayacakları şekilde kaydedilmiştir. A'la 87/6: " Sana Kur'ân'ı okutacağız, sen hiç unutmayacaksın. "

Kur'ân rahmettir. Kur'ân'ın ana kavramlarından biri olan rahmet; merhamet, bağış, lütuf demektir. Sevgi, şefkat anlamlarını da içerir. Allah'ın en büyük nimetlerinden biri olan rahmet, istisnasız bütün yaratılan varlıkları kuşatmıştır. Araf 7/156 ayetinde şöyle buyrulmaktadır : " ... Rahmetime gelince o her şeyi topyekün sarıp çevrelemiştir. " Lütuf, sevgi, merhametin kaynağı Cenâbı Allah, rahmetini Kur'ân ile de insanlara yansıtmıştır. Kur'ân'a uyanlar; İlâhî Kanunları öğrenip, tatbik ederek rahmetten en büyük nasibini alır, dünya'da mutlu bir yaşam ile ahiret hayatında da cennete kavuşurlar.

Kur'ân inananları hidayete erdirir. Hidayet, kılavuzluk, rehberlik etmek demektir. Allah insanları ulaştırdığı yol, doğru yol, doğruyu ve güzeli bulma yoludur. Hidayet; insanın iman ederek emir ve yasaklara uyup, Allah'a itaat ve ibadet etmesi, böylece de Cenâbı Allah'ın arzu ettiği doğru yola, Allah'ın yoluna girmesidir. Enbiya 21/73 de: " (Hz. Yakup, Hz. İshak) Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık. Onlara iyilikler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima Bize ibadet eden kimselerdi. " Yasin 36/61'de de " Bana ibadet ve itaat edin! Doğru yol budur diye bildirmedim mi? " diye buyrulmaktadır. Hidayete ulaşmak, insanlardaki niyet ve gayretlerinin bir neticesidir. Ankebut 29/69 da şöyle buyruluyor: " Bizim uğrumuzda didinenleri, Biz elbette yollarımıza ulaştırcağız. "

Hidayete erme kulun isteği ve Cenâbı Allah'ın da lütfu ile mümkün olmaktadır. Kasas 28/56: " ... Sen istediğin kişiyi doğru yola iletemezsin. Ama Allah, dilediğine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir. " Hidayete erme lütfuna erişmiş olanların bir üst mertebesi de takvadır. Muhammed 47/17: " Hidayete ermiş olanların da Allah hidayetlerini arttırdı ve onlara takvalarını verdi. "
(Bkz. Bu Kitap, Allah'ın Sevdikleri, Takva Sahipleri)

Kur'ân nur'dur. Nur; ışık,aydınlık, karanlıktan kurtularak aydınlığa kavuşmak demektir. Göklerin ve yerin nuru olan Cenâbı Allah, Kur'ânı da insanlara bütün Dünyayı aydınlatan bir nur olarak göndermiştir. Kur'ân; nur gibi ışık saçan hakikatlerin, İlâhî Yasaların, insanlarca akıl ve gönül gözüyle algılanarak, onları karanlıktan aydınlığa kavuşturmak için indirilmiştir. İbrahim 14/1. ayette şöyle buyrulmaktadır: " (Resulüm bu Kur'ân) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan nura, herşeye galip ve övgüye layık olan Allah'ın yoluna çıkartacak olan bir Kitap'tır. "

Kur'ân gönüllere şifa ve öğüttür. Şifa; bedeni ve ruhî bir sağlığa kavuşma, gönlün ferahlanması anlamına gelmektedir. Kur'ân; insanları cehaletten, her türlü sapıklıklardan koruyarak kalp yumuşaklığı ve merhamet verir. İnsanları manevi dertlerden, şüphenin bütün hastalıklarından korur. İnanç kuvveti ile gönülleri ferahlatır ve Cenâbı Allah'ın ipini tutan mü'minler de tam bir güvene kavuşur.

Kur'ân; insanları iyiliğe davet eden, her türlü kötülüklerden korunmaya teşvik eden, en güzel öğütleri veren İlâhî bir Kitaptır. Aralarında Peygamber Efendimizin bulunduğu topluma, rahat ve kolaylıkla tebliğ edilmesi için, Arapça olarak indirilmiştir.

ALLAH KATINDA DİN İSLAMDIR